1799’da Fransız General Napolyon Bonaparte, Osmanlı yönetimindeki Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması fikrini ortaya attı.

1879’da Birinci Siyonizm Kongresi İsviçre’nin Basel şehrinde toplandı. Yahudiler’in kendi devletini kurması tartışıldı.

Kongrenin sonunda, Basel Programı yayınlandı. Bu belgede, Filistin’de bir Yahudi vatanının kurulması ve Dünya Siyonizm Teşkilatı’nın bu amaca ulaşmak için faaliyete geçirilmesi öngörülüyordu.

1897’den önce, çok az sayıda Siyonist göçmen zaten bölgeye gelmeye başlamıştı. 1903’e kadar, bunların sayısı 25 bine ulaştı. Çoğu Doğu Avrupa’dan gelmişti. Bölgenin yarım milyona yakın Arap sakiniyle birlikte yaşıyorlardı.

1904 ila 1914 arasında 40 bin kişilik bir ikinci göçmen dalgası geldi.

Birinci Dünya Savaşı sırasında da Filistin ve çevresi Osmanlı idaresindeydi. İngiltere’nin desteklediği Arap güçleri Osmanlı hakimiyetine son verene kadar bu durum sürdü.

İngiltere savaşın sonunda, 1918’de bölgeyi işgal etti. 25 Nisan 1920’de alınan Milletler Cemiyeti kararıyla, İngiltere’ye, bölgenin manda idaresi için yetki verildi. Bu değişim döneminde üç söz verildi. 1916’da Mısır’daki İngiliz idarecisi Sir Henry McMahon, Osmanlı’nın Arap illerinde Araplara bağımsızlık sözü vermişti. Bununla beraber galip devletler Fransa ve İngiltere arasında gizlice imzalanan Sykes-Picot Antlaşması, bölgeyi bu ülkeler arasında ikiye bölüyor, Filistin’de ise uluslararası idare kurulması öngörülüyordu.

1917’de, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Filistin’de Yahudi halkları için bir vatan kurulması sözü verdi. Bu vaat, Siyonistlerin önderlerinden Lord Rothschild’e gönderilen mektupta yer alıyordu. Bu mektup Balfour Deklarasyonu olarak anılıyor.

1922’de İngiltere’nin düzenlediği bir nüfus sayımı Yahudilerin sayısının, Filistin’deki 750 binlik nüfusun yüzde 11’ine ulaştığını gösteriyordu. Bundan sonraki 15 yılda 300 bin Yahudi daha gelecekti. Siyonistlerle Araplar arasındaki düşmanlık, Ağustos 1929’da kanlı çatışmalara dönüştü. 133 Yahudi, Filistinliler tarafından öldürüldü. İngiltere polisi de 110 Filistinliyi öldürdü.

Arapların tepkileri, 1936’da, geniş çaplı uygulanan genel grevle birlikte sivil itaatsizliğe dönüştü. Zaten o tarihe kadar, militan Siyonist örgüt Irgun Zvai Leumi, Filistin ile şimdiki Ürdün’ü ”kurtarmak” amacıyla, Filistinli ve İngilizlere ait hedeflere saldırılar düzenlemekteydi. Temmuz 1937’de İngiltere’de, Hindistan’dan sorumlu eski devlet bakanı Lord Peel’in başkanlığındaki bir Kraliyet Komisyonu, bu bölgeyi Yahudi ve Arap devletleri arasında ikiye bölmeyi önerdi.

Yahudi devleti, İngiliz mandasındaki Filistin’in üçte birini kaplayacaktı ve Celile Denizi ile sahildeki düzlükleri içine alacaktı. Filistinli ve Arap temsilciler teklifi reddetti. Göçün durmasını ve azınlık haklarına saygılı bir üniter devlet kurulmasını istediler. Şiddet içeren muhalefet 1938’e kadar sürdü. Ta ki, İngiltere’den gönderilen takviye birlikler tarafından bastırılıncaya dek.

İngiltere mandası altındaki Filistin’e Siyonist proje kapsamında yüzbinlerce Yahudi göç etti. Bu da Arap topluluklarda öfkeye, isyana yol açtı.

1947’de BM Filistin’i ikiye böldü ve 1 yıl sonra İsrail Bağımsız Devleti’ni ilan etti. Aradan geçen 68 yıl içinde Filistin haritası bakın ne hale geldi.

BM Genel Kurulu’nun 1947’de Filistin topraklarının Araplar ve Yahudiler arasında bölünerek, Kudüs’e uluslararası statü tanınmasını onaylamasıyla birlikte Filistin’in yok oluş süreci başladı. Aradan geçen 68 yıl içinde İsrail toprakları büyürken Filistin haritası küçüldükçe küçüldü.

Aslında bölgede her şey 1917 yılında imzalanan ve Osmanlı’dan kopuş anlamına gelen Balfour Deklarasyonu’nun imzalanması ile başladı. İngiliz bakan Arthur Balfour, “Siyonistlerin lideri” Lord Rotshild’e resmi bir mektup yazdı ve İngiltere’nin Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması için “Siyonistleri sonuna kadar destekleyeceğini” yazıyordu. Bu mektup “Balfour Deklarasyonu” olarak tarihe geçti. Bu deklarasyon uyarınca yüz binlerce Yahudi, “Siyonizm projesi” kapsamında İngiliz mandası altındaki Filistin’e göç ettiler.

Planlı Yahudi göçü ve bunun sonucunda Filistin’de Arapların 6’da 1’i kadar çoğalan Yahudi nüfusuna karşı bir tepki olarak Nisan 1920’de iki büyük Filistin ayaklanmaları yaşandı.

1947’de İngiltere, Filistin sorununun çözümünü Birleşmiş Milletler’e devretti. Birleşmiş Milletler Filistin’i iki parçaya bölüp %56.5’ini Yahudilere, %43.5’ini Araplara vermeyi teklif etti. Filistin bu fikre sıcak bakmamasına rağmen, 33 ülkenin oyuyla bu plan kabul edildi.

Aradan geçen 68 yıl içinde İsrail her fırsatta Filistin’i yok etmek için uğraştı. Bunun sonucunu da aldı. Filistin’in yüzde 43.5 olan toprak parçasından geriye bugün pek bir şey kalmadı. Filistinlilere düşen toprak parçası o kadar küçüldü ki bugün bir metrekareye 5 Filistinli düşer oldu.

Sarı renkli olan yerler Filistin’in toprak parçaları, yeşil ise İsrail’i gösteriyor. 1946’da Filistin tek parçayken İsrail yerleşimcilerin kapladığı alanı birinci haritada görüyorsunuz. 1947’de anlaşma BM kararı ile harita ikiye bölününce İsrail Filistin’den daha fazla toprak parçasına kuruldu. 1967’e kadar yayınlamasını sürdürürken Filistin giderek küçüldü. Son haritada 2012 yılında Filistin’in son halini gösteriyor.

Araştırmalar, Batı Şeria’da 1967’den beri süren İsrail yerleşim faaliyetleri sonucu 350 bin yerleşimciyi içine alan 151 yerleşim birimi inşa edildiğini teyit ediyor. Ayrıca Kudüs’ü dört bir yandan saran ve 180 bin yerleşimcinin yaşadığı 26 yerleşim birimi inşa edildi.

Arka arkaya gelen İsrail hükümetleri, Batı Şeria’nın 5800 km karelik yüzölçümünün yüzde 40’ından fazlasını yerleşim ve bağlantı yolları inşası için müsadere etti.

İsrail ayrıca Kudüs kentinin yüzölçümünün yüzde 50’den fazlasını kontrol altına aldı. Yerleşim konularında araştırma yapan uzmanlar, tecrit duvarının Filistin topraklarının 1967’den beri yaşadığı en büyük yerleşim faaliyeti olduğunu ifade ediyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:

  1. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44128837
  2. https://www.haberturk.com/dunya/haber/973519-kanla-buyuyen-harita/10
  3. Görsel: https://t24.com.tr/haber/bm-filistin-ozel-raportoru-filistin-isgali-dunyadaki-en-uzun-saldirgan-isgal,845172