Transhümanizme göre, sadece birkaç yıl içinde “homo excelsior” ortaya çıkacaktır. Bu kavram, büyük fiziksel ve entelektüel yeteneklere sahip, genetik olarak gelişmiş bir insan sonrası türü ifade eder.

Transhümanist hareket bir ütopya gibi görünse de, öyle olmadığını söylemek daha doğru olacaktır. Eğer bu konsepti bilmiyorsanız, şu anda, bu yazımızı okurken bilgi sahibi olacaksınız. Bu kavramdan bahsederken, insan yeteneklerini geliştirmek için yeni teknolojileri ve en karmaşık bilimsel ilerlemeleri uygulamaya atıfta bulunuyoruz. Bu şekilde, transhümanizm sayesinde, sadece Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklara son vermek değil, aynı zamanda doğal olmayan bir evrimsel sıçramayı şekillendirmek de mümkün olabilir.

Birçoğunun post-hümanizm veya teknojenez dediği şey de burada kalıcıdır. Elon Musk’ın şirketi Neuralink için birkaç ay önce yaptığı sunumu hatırlıyor musunuz? İnsan beynini bir bilgisayara bağlamayı sağlayan arayüzler geliştirmeyi hedefliyordu. Cyborg dünyası, uzun yıllardır üzerinde çalışılan bilimsel ve felsefi bir projedir.

Veriler şaşırtıcı olsa da, teknolojik olarak gelişmiş insanlar zaten her yerdeler. Bunun bir örneği, Reading Üniversitesindeki bilim adamı, mühendis ve sibernetik profesörü Kevin Warwick. Sinir sistemini bir bilgisayara bağlamak için kendisine bir çip yerleştirdi. Amacı, ihtiyaç duyan insanlarda sibernetik bir kol geliştirmek için bilgi edinmenin mümkün olup olmadığını görmekti.

Ayrıca akromatopsiden (renkleri algılayamama) mustarip olan sanatçı Neil Harbison, şimdi kafatasında bir çip ile yaşıyor. Bu çip, renklerin elektromanyetik enerjisini “duymasını” sağlıyor. Başka bir deyişle, şimdi seslerin renge dönüştürüldüğü bir tür sinestezi sahibi. Kuşkusuz, bu, kendisini o anın en avangart sanatçılarından biri olarak tanımlamasına izin verdi.

Aynı zamanda hem ürkütücü hem de büyüleyici. Cyborg dünyası bundan sonraki hayatımızın içerisinde kalmak için burada!

Transhümanizm neyi ifade eder?

Transhümanizm, insanı “iyileştirmek” için teknolojinin kullanılmasını savunan sosyo-politik, entelektüel, felsefi ve bilimsel bir harekettir. Böyle bir gelişme, insan yeteneklerini beklenmedik sınırlara göre optimize etme arzusu, insan sonrası diye adlandırılan yeni bir formun oluşumuna yol açacaktır. Bu giderek daha popüler hale gelen korkutucu bir fikir. Aslında bu konudaki sempozyumlar, konferanslar ve çalışmalar da artıyor.

Bu şekilde Texas Rice Üniversitesinden Dr. Allen Porter ilginç bir şeye dikkat çekiyor. Temel olarak, biyoetik kurulların bu durdurulamaz gerçekliği analiz etmeye, tartışmaya ve üzerinde düşünmeye başlaması büyük önem taşıyor. Bugüne kadar, iki grup insan arasında açık bir karşıtlık görüyoruz: teknoprogresif bireyler (trans hümanizmin geçerliliğini savunanlar) ve biyo-muhafazakârlar (bu dönüşüme direnenler).

Haydi daha derinlere inelim.

Teknoprogresif bireyler ve teknojenez ihtiyaçları

Transhümanistler, iki tür teknolojinin kullanımına odaklanır (ve bunu teşvik ederler). Birincisi, genetik mühendisliği ve ikincisi de, beyin-makine arayüzleri. Bu hareket, büyük şirketlerin desteğinin yanı sıra sosyo-politik dürtü sayesinde onlarca yıldır ilerliyor ve gelişiyor.

  • Biyogenetik, nanoteknoloji, bilişsel çalışmalar, robotik ve yapay zeka gibi alanların tek bir amacı vardır: İnsanların fiziksel, bilişsel, duyusal ve hatta duygusal kapasitelerini geliştirmek.
  • Nörorobotikler, engelli kişilerin mustarip olduğu eksiklikleri iyileştirmek veya gidermek için yıllardır teknolojiye dayalı yenilikçi mekanizmalar geliştiriyor.
    1948’de, nörolog ve robotik biliminin babası William Grey Walter, ilk robot prototipi olan machina spekülatriksini yarattı. O zamandan beri, gelişmeler durdurulamaz durumda.
  • Aynı şekilde, bu alan da nörotransmitterleri mutlak hassasiyetle kontrol edebilen yeni ilaçların tasarımı üzerinde çalışıyor. Bu, elbette, duyguları düzenlemeyi kolaylaştırır. Bu, diğerleri arasında duygudurum bozukluklarının ve travmanın etkisini ortadan kaldırmaya yol açacaktır.
  • Teknoprogresif bireyler, Nietzsche’nin postmodern felsefesine teknolojik olarak gelişmiş bir süper-insanın gelişimini savunmak için başvururlar.

Evrimimizde Homo excelsior ve Sato

Şimdiye kadar, insanın evrimi veya hominizasyon, türlerin bu yavaş, ilerleyen ve doğal biyolojik ilerleyişinin modellerini takip etti. Kısacası, trans hümanizme göre, kontrolü ele alıp homo excelsior’a yol verebilen bizleriz.

  • Sevilla Üniversitesi’nden Dr. Fernando Llano’nun yaptığı bir araştırmaya göre, homo sapiens’ten homo excelsior’a bu evrimsel sıçrama, farklı yönleri bütünleştirerek gerçekleşiyor. Birincisi, bu yeni insan formunun geleceğe hâkim olabileceğidir.
  • İkincisi, bizi bunun ne anlama geldiğini düşünmeye teşvik ediyor. Genetik mühendisliği, ölümcül hastalıklarla savaşmayı ve bunlardan kaçınmayı mümkün kılacaktır.
  • İnsan, daha sağlıklı olması, daha uzun yaşayabilmesi ve hatta yaşlanmayı durdurması anlamında gelişecektir.
  • Transhümanizm kuramına göre, insan daha erdemli ve genel olarak daha mutlu olacaktır.

Transhümanizm ve biyoetik etkileri

Bu hareketin en büyük temsilcisi, Oxford Üniversitesi Profesörü ve Dünya Transhümanist Derneği Başkanı Nick Bostrom’dur. Ona göre insanın kontrol ettiği bu evrimsel sıçrama kaçınılmazdır. Birkaç parçası şimdiden yolda bile. Örneğin, insanın organik bir bölümünü yapay zeka ile birleştirecek süper zeki makinelerin yaratılması.

Aynı şekilde, bu hareket de kriyojenik süspansiyonda hastaların resüsitasyonuna yol açmaya çalışıyor. Bütün bunlar, henüz derinlemesine ele alınması gereken biyoetik sonuçlara girmeyi ima ediyor.

Örneğin birçok kişi, insanların daha iyi kapasiteye sahip oldukları, daha uzun yaşadıkları veya hastalıklardan kaçındıkları için daha mutlu olacağı fikrini eleştiriyor. Bu, insanların daha mutlu olmasını nasıl garanti ediyor?

Dahası, şüpheli başka yönler de var. Örneğin, embriyonik seçilim, beyne uygulanan nanoteknoloji ile ilgili analiz edilmemiş problemler veya insanların duyguları üzerinde nasıl mutlak kontrole sahip olacağı. Şüphesiz, ölümden sonra kriyojenize edildikten sonra dirilen kişinin zihninde ne olacağını düşünmek de önemlidir.

Tüm bu bilgiler derin ve ilginç ama oldukça yararsız bir tartışma başlatıyor. Bilim ve teknolojinin ilerlemesi durdurulamaz. Bunun başka yolu yok sanıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça

Kaynak: “Transhümanizm: İnsan Kapasitesini İyileştirme Arayışı” https://aklinizikesfedin.com/transhumanizm-insan-kapasitesini-iyilestirme-arayisi/