NEDEN
Bir adam, bir yerde gördüğü Hızır’ı tanır ve ona yoldaşlık etmek ve feyz almak istediğini söyler. O kadar ısrar eder ki Hızır çaresiz
 kalır ve “bir şartla kabul ederim” der, şartını söyler;
– Bana üç soru sorma hakkın var. Üç sorunu da yanıtlarım ama üçüncü soruyu sorduğun yerde yolumuz ayrılır.
Adam bu şartı kabul eder ve yola çıkarlar. Bir süre yürüdükten sonra yolları bir köye düşer. Köyden geçerlerken sokakta hep birlikte neşe içinde oyun oynayan çocuklara rastlarlar. Fakat oyunlara dahil edilmediği için bir kenarda yalnız başına oturmuş, ağlamakta olan bir çocuk görürler. Hızır o ağlayan çocuğu öldürür ve “gidelim” der.
Adam allak bullak olmuştur ama soru hakkını tüketmemek için susar ve yol boyunca sırrı çözmeye çalışır içten içe. Derken bir limana denk gelirler. Hızır limandaki en güçlü, en büyük ve en güzel gemiye gizlice girer ve geminin gövdesini deler, gemi batarken, “gidelim” der.
Adam iyice afallamıştır ama soru hakkını tüketmemek için yine susar ve bu kez ilk olayla birlikte ikinci olayı da düşünür yol boyu. Bir süre sonra bir köyün içinden geçerlerken, harabe bir ev görürler. Ev yıkık dökük, çatısını bile zor taşır haldedir ve boştur. Hızır “bu evi onaracağız” der ve işe girişirler.
Evin en zayıf duvarını bir güzel onardıktan sonra Hızır “işimiz bitti, gidiyoruz” der. Adam şaşkın, yorgun, hayal kırıklığı içinde düşer Hızır’ın peşine.
Köyün dışına çıktıklarında adam durdurur Hızır’ı bir ağaç gölgesinde;
Adam: Yeter. Ben üç soru hakkımı da burada kullanmak istiyorum.
Hızır: Tabi, sor bakalım.
Adam: İlk girdiğimiz köydeki o garip, zavallı çocuğu neden öldürdün?
Hızır: O çocuk büyüyünce çok zalim bir kral olacaktı ve milyonlarca insanı öldürecek, bir o kadarını sakat bırakacak, bir o kadarını açlığa ve susuzluğa mahkûm edecekti, dünyayı onun zulmünden kurtarmak için görevimi yaptım.
Adam: Peki, limandaki o güzelim gemiden ne istedin, neden batırdın?
Hızır: O geminin sahibi öldü ve o gemi genç oğluna kaldı. O delikanlı, o gemiye binip denize açılsaydı çok cani bir korsan olacaktı, dünyayı ondan kurtarmak için görevimi yaptım.
Adam: Peki, onaralım diye işe koyulduğumuz o evin sadece bir duvarını onardık ve yine işe yaramaz bir şekilde bıraktık. Bu nasıl onarım, biz bunu neden yaptık?
Hızır: O ev üç yetim kardeşe aitti. Anneleri, babaları ölmeden önce onardığımız duvarın altına bir küp altın gömmüştü. Biliyorlardı ki çocukları büyüyünce o evi yıkıp, yeniden yapmak isteyecekler ve bunu yaparlarken o altınları bulacaklar. Fakat bu yetimlerin çok kötü bir amcası var ve o ev vaktinden önce yıkılırsa altınlar çocukların değil, amcalarının eline geçecekti. Tamamen onarsaydık çocuklar altını bulamayacaktı. Ben görevimi yaptım.
Karakterini, etik değerlerini, iyi niyetini, zekâsını, dehasını bildiğiniz birinin bazı davranışlarını anlamakta, çözmekte zorlandığınız vakit ona kötü, deli, çatlak, zalim, uyumsuz, aykırı gibi etiketler yapıştırmadan, ani, kontrolsüz ve olumsuz tepkiler vermeden önce bir sorun;
NEDEN?..
yücel binici