Strong Towns yazarı Rachel Quednau, yürümenin güvenli ve keyifli olduğu insan odaklı sokakların ekonomik gelişim açısından çok daha verimli olduğunu düşünüyor.

İnsanların güvenli bir şekilde yürüyebileceği sokakların maliyeti nedir? Neden sokakları inşa ederken araçların ihtiyaçlarının yanı sıra insanların ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmuyoruz?

Yaya güvenliği ve ‘yürünebilirlik’ ile ilgilenen birçok insan bir önceki cümlede bahsedilen konuları önemsiyor zira yürüyüşün iyi bir egzersiz olduğuna veya araç kullanmaya kıyasla yürümenin çevre için daha iyi olduğuna inanıyorlar. Bütün bunlar son derece geçerli argümanlar fakat asıl konu; eğer toplumların ekonomik açıdan zenginleşmesini istiyorsak insan odaklı sokakları öncelik haline getirmemiz gerektiği.

Yürümenin güvenli ve keyifli olduğu, trafiğin yoğun olmadığı insan odaklı sokaklara baktığımızda bu sokakların ekonomik gelişim açısından daha verimli olduğunu görüyoruz. Bu durum özellikle de araba odaklı yollarla insan odakları yolları karşılaştırdığımızda ortaya çıkıyor. Yaşadığınız şehirde, yürümeyi ve bisiklet sürmeyi olabildiğince imkansız hale getiren bir sokak düşünün; mesela hızlı araç kullanımı için çoklu geniş yol şeritleri bulunan, yaya kaldırımı, yaya geçidi veya bisiklet yolu için çok az yer ayrılan sokaklar.

Bu tür sokakların aksine yürünebilir sokaklar iş etkinliğini teşvik ediyor. Araç odaklı sokaklara göre daha yüksek yatırım getirisi sağlıyor ve kilometrekare başına daha fazla vergi hasılatı üretiyor. Yürümenin kolay ve güvenli olduğu sokaklarda iş etkinliklerinin zenginleştiği son birkaç yılda yapılan araştırmalarla da doğrulandı.

Örneğin Avustralya Kalp Vakfı tarafından 2011’de yayımlanan bir raporda şöyle yazıyor:

Sokak düzenlemeleri bir bölgeye değer katar. O bölgedeki kiraların yükselmesine ve işletmelerin o bölgeyle ilgilenmesine vesile olur. Ayrıca, yürüyüş ve bisiklet sürme etkinliklerini iyileştirmenin özel mülkiyet değerini önemli miktarlarda artırdığına dair güçlü kanıtlar var.

Aslında bu konuda fikir sahibi olmak için araştırmalara pek de ihtiyaç yok. Herhangi bir şehrin mağaza, restoran ve insanlarla dolu en gözde yerlerini gezin. Yürümenin o bölgede bir öncelik haline getirildiğini göreceksiniz. Yürünebilir bir sokak, insanların bir mağazadan çıkıp kahveciye güvenli bir şekilde ulaşıp her ikisinde de para harcamasını sağlar.

  

Fotoğraflarda görülen insan odaklı sokakların ortak noktaları neler?

  • Araçların yavaş gideceği anlamına gelen dar sokaklar
  • İnsanların karşıdan karşıya geçmesini kolaylaştıran yaya geçitleri ve işaretler
  • Yürüyenlere gölge oluşturan ağaçlar (özellikle de sıcak iklimlerde)
  • Hemen kaldırımın yanından başlayan mağazalar (böylece hem yayaların hem de aracı yavaş kullanan sürücülerin dikkati çekilecek)

    

Peki, yukarıdaki şehirlerin araba odaklı yerleri nasıl görünüyor?

  • Çoklu şeritlerden oluşan geniş yollar
  • Yaya kaldırımları var fakat kim yanından hızla geçen arabaların olduğu bir yolun kenarındaki kaldırımda yürümekten hoşlanır ki?
  • Birbirinden uzakta yer alan yaya geçitleri
  • Kaldırımlara gölge oluşturan ağaçlar yok.
  • Her bir işletmenin önünde, ekonomik açıdan daha kârlı işletmelere ayrılabilecek fazlasıyla geniş park yerleri var.

Aslında hesap son derece basit. Araç odaklı bir sokağa yatırım yaparsanız, şehirdeki yaşam kalitesini ve vergi değerini azaltarak on yıl içinde boş kalması muhtemel bir boşluğu geçici olarak doldurmuş olursunuz. Öte yandan, insan odaklı bir sokağa yatırım yaparsanız onlarca belki de yüzlerce yıl boyunca şehrinize fayda sağlamaya devam edecek bir değer yaratmış olursunuz.

Hazır konusu açılmışken, Plancı Jeff Speck‘in bir şehri daha yürünebilir kılmanın yollarından bahsettiği TED konuşmasını da tavsiye edelim.

 

 

 

 

Kaynak: Strong Towns

www.dunyahalleri.com