Zekâ, tipik olarak “çevreye uyumdan” veya ilgili terimlerden oluşuyor olarak tanımlanır. Yine de, “genel zekâ” veya g’nin, Geleneksel olarak, psikometrik tabanlı hiyerarşik bir zekâ modelinde genel bir faktör olarak kavramsallaştırılmış, zekâyı çevreye uyum olarak tanımlamanın en uygun yolunu sağlar. Böylesi bir uyarlanabilir zekâ tanımının biyolojik olarak evrim teorisi açısından temellendirilmesi, kültürel adaptasyon bağlamını hesaba katması gerekir ve “uyarlanabilir zekâ” olarak etiketlenen düşünce ve davranışın gerçekte katkıda bulunup bulunmadığını hesaba katması gerekir.

Flynn etkisi, yıllar içinde, üzerinde geniş araştırmalar yapılan ve ortalama IQ’da görülen artışa verilen isim. 1938’den 2008’e kadar, daha iyimser bir bakış açısıyla yürütülen çalışmalar, ortalama IQ’nun 30 puandan fazla arttığını tahmin ediyorlar. Ancak son on yılda bu rakamlar yeniden düz bir eğilim sergiledi ve sonra da fiilen düşmeye başladı. Belki de, bu durumla ilgili daha endişe verici olan nokta, uzmanların “uyarlanabilir zeka” denen şeyi kaybetmekte olduğumuza inanmaya başlaması.

Son yıllarda entelektüel yeteneklerimizin azaldığı fikri rahatsız edici ve bu durum bizde bazı ilave düşünceler de uyandırıyor. Belki de teknolojiye çok fazla bel bağladığımız gerçeği, problem çözme, yaratıcı düşünme, ezberleme ve hatta Google haritaları olmadan yolumuzu bulma gibi belirli becerileri etkiliyor.

Yale Üniveristesi profesörü, Triarchic Theory of Intelligence’ın (Üçlü Zekâ Teorisi) yazarı ve alanındaki en seçkin bilim adamlarından biri olan Robert J. Sternberg, sorunun daha da derinleştiğini savunuyor. Sternberg, değişikliklere tepki vermek ve uyum sağlamak için yeni stratejiler geliştirme yeteneğimizi kaybettiğimize inanıyor.

Uyarlanabilir zekâ ve nasıl geliştirileceği

Geçtiğimiz on yıllar içerisinde, zekânın ne olduğu ve insanların zekayı nasıl sergilediği fikri ile ilgili anlayış da önemli ölçüde değişti. Bugün, zekâyı ölçmek için kullanılan en yaygın araç zekâ katsayısı veya IQ olarak bilinen ölçüm yöntemi.

Ayrıca, oldukça tartışmalı bir pozisyonda olan ve son derece yoğun bir biçimde eleştirilen bir kavram olan çoklu zekâ teorisi ve duygusal zekânın hayati önem taşıdığı fikri var. Öyleyse, hangi teori doğru sizce? Bazıları, tüm bu fikirlerin hepsinin de geçerli olduğunu iddia ediyorlar.

Günün sonunda, insanlar, yaratıcılığımız, problem çözme yeteneklerimiz, esnekliğimiz ve diğer insanları anlama ve onlara yanıt verme şeklimiz aracılığıyla zekâyı ifade ediyorlar.

Profesör Sternberg, Earth to Humans: Get with it or get out! Adaptive intelligence in the age of human-induced catastrophes (Dünyadan İnsanlara: Ya onunla iyi geçinin ya da çıkın gidin! İnsan kaynaklı felaketler çağında uyarlanabilir zekâ) adlı makalesinde, bu tartışmanın çok ilginç bir yönünü açıklıyor: Bilim adamı, bu makalesinde, bu kavramı yeniden formüle etmenin ve daha yararlı bir şey sunmanın zamanının geldiğini savunuyor ve uyarlanabilir zekâ adını verdiği bir şeyi ortaya koyuyor.

Daha eğitimli ancak daha düşük bir IQ’ya sahip

Yazının başında da bahsettiğimiz gibi, Flynn etkisi 2008’de tavan yapmıştı. Bundan sonra ise, ortalama IQ seviyesi düşmeye başladı. Peki, buna göre, yıllar geçtikçe daha mı aptal oluyoruz? Cevap muhtemelen o kadar da basit değil. Dr. Sternberg, modern ihtiyaçlar için pek de yararlı olmayan becerileri öğretmeye fazla odaklandığımıza inanıyor.

Başka bir deyişle, bugünün sorunları, kimseye öğretilmeyen yetenekler gerektirebilecektir. Belki de kesirler, denklemler, Avrupa’daki tüm nehirlerin adlarını bilmek ve hangi kralın 1415’te Fransa’yı fethettiği, örneğin, iklim değişikliğini çözmek için pek fazla yardımcı olmuyor.

Sternberg, artık zekâyı basit bir testle ölçemeyeceğimize veya sadece IQ açısından düşünemeyeceğimize işaret ediyor. Bu açıdan bakınca, şu anda, ortada, en acil diyebileceğimiz sorunları çözme konusunda sunacak çok şeyi olmayan, inanılmaz derecede iyi eğitimli insanlardan oluşan koca bir nesil var. İçinde yaşadığımız gerçeklik bu yani. Şu anda yararlı olan tek bakış açısı, gerçekten yeni olmayan bir kavramın parçası olan uyarlanabilir zekâ.

Uyarlanabilir zekanın iyi ve kötü yanları

Albert Einstein’ın da söylediği ve Stephen Hawking’in de tekrarladığı gibi: tek geçerli zeka kavramı, değişebilme yeteneği. Yani zeki insan, değişimler ne kadar zor olursa olsun, ortamındaki değişikliklere yenilikçi bir şekilde uyum sağlayabilen kişi olacaktır. Her şey, özgün ve başarılı bir şekilde yanıt verebilmek adına karşılaştığımız zorlukların farkında olmakla ilgili yani.

Uyarlanabilir zekâ, yalnızca değişimle başa çıkmanıza değil, ondan yararlanmanıza ve ilerlemenize yardımcı olan tüm süreçleri, bilgileri, becerileri ve yetenekleri bütünleştiren bir tarafa sahip. Hiç şüphe yok ki, bu biraz zorlayıcı bir süreç.

Uyarlanabilir zekâ nasıl geliştirilir

Uyarlanabilir zekânın temelini atmak için, birçok yönden temiz bir sayfa açmanız gerekiyor. Bu, hafife aldığınız birçok şeyin yeniden formüle edilmesini gerektiriyor. Aynı zamanda, kendini eleştirebilen ve mevcut bağlamın ihtiyaçlarının, zorluklarının ve dinamiklerinin farkında olabilen açık fikirli bireyler olmayı da içeriyor.

İşte uyarlanabilir zekânızı etkinleştirmek için kullanabileceğiniz bazı stratejiler.

Geçmişi referans noktası olarak kullanmayı bırakın

Herkesin bir geçmişi var tabii ki. Hikâyeniz ne olursa olsun veya ne tür deneyimler yaşamış olursanız olun, hâlihazırda olmuş olan şeylerin yararlı bir referans noktası olamayacağını anlamalısınız. Bugün olanlar tamamen farklı bir temele dayanacaktır. Bu nedenle, eylemlerinizi geçmişe dayandırırsanız, muhtemelen bunu yapmanın size hiç bir şekilde yararı olmayacaktır.

Bunun yerine, risk alarak ve yeni yetenekler geliştirerek, geleceği inşa etmeye odaklanın.

Beklentilerin dışında, belirsizlikle yola devam edin

Doğrusal düşünce kalıpları ve beklentiler artık bizler için pek kullanışlı olgular değil. “Bunu yapacağım çünkü bunun olacağını biliyorum ve bu şekilde çözebilirim” gibi düşünceler artık pek de fazla işe yaramıyor. Artık, günümüzde, dünyada çok fazla belirsizlik olduğu için, hiçbir şeyi bu şekilde, beklentilerinize ve tahminlerinize dayanarak hafife alamazsınız.

Eski zihniyetleri bırakmanın ve işlerin değiştiğini anlama zamanı geldi. Bundan sonraki süreçte, ilerlemenin tek yolu adaptasyon olacaktır. Uyarlamanın sadece statükoyu kabul edeceğiniz anlamına gelmediğini de, tabii ki, bu noktada açıklığa kavuşturmalıyız. Bunun yerine, gerçekliğinizi dönüştürmek için neyle uğraştığınızı tam olarak anlamakla ilgili bir konsept aslında bu.

Duygu, zekâ ve sezgi

Robert J. Sternberg, okuyucularını önemli bir şeyin daha üzerinde düşünmeye davet ediyor. Önümüzdeki dönemde, yapay zekâ ile birlikte uyarlanabilir zekâ da var olmak zorunda. Teknoloji, hayatımızda belirleyici bir rol oynayacak, bu yüzden onu nasıl yöneteceğimizi çok iyi bilmemiz gerekiyor.

Yapay zekâ sayesinde bilginin sürekli değiştiği ve birçok şeyin otomatik olacağı bir geleceğe uyum sağlamanın yollarını bulmamız gerekecek. Bununla birlikte, insanlar her zaman yapay zekâya göre bir avantaja sahip olacak. Sonuçta, duygularımız, sezgilerimiz ve insani yargılarımız her zaman için paha biçilmez olacaktır.

Bunlar bir anlamda bizim en büyük silahlarımız. Zekâmızı bu becerilerle nasıl birleştireceğimizi bilmek bize her zaman için en azından bir avantaj sağlayacaktır, bu yüzden bu becerileri geliştirmenin yollarını düşünmek çok önemli. Sürekli değişen dünya ile birlikte kendimiz de dönüşebilmemiz için uyarlanabilir yeteneklerimize odaklanmanın zamanı geldi de geçiyor bile.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça 

  • Sternberg, R. J. (2019).  A theory of adaptive intelligence and its relation to general intelligence.  Journal of Intelligence, https://doi.org/10.3390/jintelligence7040023
  • Sternberg, R. J. (in press-a).  Adaptive intelligence.  New York: Cambridge University Press.
  • Sternberg, R. J. (in press-b).  Earth to humans: Get with it or get out! Adaptive intelligence in the age of human-induced catastrophes.  In A. Kostic & D. Chadee (Eds.), Current research in positive psychology.  Cham, Switzerland: Palgrave-Macmillan.

Kaynak: “Uyarlanabilir Zekâ Nedir? Ne İşe Yarar?” https://aklinizikesfedin.com/uyarlanabilir-zeka-nedir-ne-ise-yarar/