Ne yazık ki tarih boyunca, insanlığın ortak malı kütüphaneleri, onca birikimi yakan bir takım caniler ortaya çıkmış, her biri birer mücevher değerinde kitaplar katledilmiştir.

Kitap, insanın insanlaşma mücadelesinde en önemli taşıyıcıdır. Geçmişi bugüne, bugünü geleceğe taşıyan böylece insan neslinin değerini artıran, insan denen canlıya değer veren olgudur.

Tarih boyunca şu veya bu nedenle insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğu açık, yakılan büyük ve önemli kütüphanelerin bazılarını sıralayacak olursak:

Persepolis (İran) Kütüphanesi: “Büyük” denen ama yaptığı bu olayla sıradan bir çapulcudan ileri gitmeyen İskender ve askerleri tarafından yakılmıştır. Böylece antik dönem Doğu’suyla ilgili insanlık belleği boşaltılmış geriye küller ve boş bir zihin kalmıştır. Zerdüştlüğün 12 bin manda derisine yazılmış olan Avesta adlı kutsal kitabı da bu kütüphanede yakıldı ve yok oldu. Persopolis kalıntılarının bugünkü durumu hala muhteşemliğini koruyor

Sibilli (Sibylla) Yazıtları (MÖ. 75): İtalya’nın antik dönemine ait bu kütüphane Apollon tarikatı rahipleri tarafından yok edildiği bilinmektedir. Roma’da ki fanatik Apollon tarikatı rahipleri, bağnaz ruhlarını yakan ateşi, Sibilli yazıtlarını yerle bir ederek söndürme yolunu seçmişlerdir.

İskenderiye Kütüphanesi (MS. 5): Romalılar tarafından yakıldığı iddia edilmektedir. MÖ. 30’da Marcus Antonius ile Octavius’un imparatorluk mücadelesinde arası açılır. Octavius deniz savaşında Marcus Antonius’u yenerek Mısır’a gelir. Savaş burada da sürer. Romalıların kendi aralarında yaptığı sokak savaşını uzaktan izleyen Cleopatra “Eyvah kütüphanem!” diye haykırdığı duyulur.

400 bin kitaplık dillere destan kütüphane belki de o zaman yanıp kül olmuştur! (Bu savaş sırasında umudunu yitiren Cleopatra intihar eder, peşinden Antonius.) İskenderiye Kütüphanesi’ni paganlar ile Hıristiyanlar savaşı sırasında İmparator I. Theodocius’un (250-350) yaktırdığı ikinci rivayettir. Üçüncü iddiaya göre ise Halife Ömer, Mısır fatihi komutan Amr İbn al-As’a Halife Ömer yaktırmıştır (651). Hangisi doğru bilmiyoruz ama dediğimiz gibi ateş olmayan yerden duman çıkmaz; tarih bu kütüphanelerin adlarını bugüne boşuna taşımaz! Şimdi yakılan kütüphanenin yerinde 1995-2002 yılları arasında inşa edilen yeni bir kütüphane var. 2002’de yapımı tamamlanan yeni İskenderiye Kütüphanesi

Bağdat Kütüphanesi (MS. 6): Halife Ömer, günlerce yakmayla bitmeyen yüz binlerce kitabı yaktırma emri vermeden önce tarihe geçen şu talihsiz sözleri sarf etmişti: “Bu kitaplarda yazılanlar Kuran’da varsa, onlara gerek yoktur; Kuran’da yoksalar, o zaman da onlara gerek yoktur!“

Bu sözün gerçekte söylenip söylenmediğini kimse bilmiyor. Hatta o dönemde Bağdat’ın bir köy olduğunu Abbasiler tarafından kurulduğunu kütüphanenin gerçekte 1258’de kenti alan Cengiz Han’ın torunu Hülagü’nün Bağdat’ı kuşatıp 500 yıllık Abbasiler’i yıktığında yaktığı rivayet edilmektedir.

İstanbul Kütüphanesi (MS. 13): Yakıldığı yüzde yüz bilinen gerçeğe en yakın kütüphane yakma olayı İstanbul’da olmuştur. Haçlılar tarafından yakılmıştır. Ünlü tarihçi Steven Runciman‘ın muhteşem eseri Haçlı Seferleri Tarihi kitabında yazdığı gibi, “Bütün dünya tarihinde dördüncü haçlı seferinden daha büyük bir cinayet işlenmemiştir.”

İstanbul yağmasının tarihte örneği görülmemiştir. Aynı yazar, Fransızlar ve Flamanlar (Hollandalılar) dan oluşan bu güruhun kenti yağmalamada yalnızca “öldürme, ırza geçme ve susuzluklarını gidermek için şarap içerken duraklıyorlardı!”

İşte Doğu’nun kitaplarını yıllardır koruyan Bizans “Konstantinopolis” kütüphanesi de böyle yakıldı kül edildi. İstanbul’un kiliseler dahil tüm ziynet eşyası çalındı yağmalandı. Yoksul kulübeler bile yağmalandı.

Ortaçağ Avrupasında Yakılan Kitaplar: M.S. 14 yüzyılda Ortaçağ Avrupası’nda Katolik Kilisesi’nin yaktığı kitaplar; Skolastik düşüncenin kıskacında ki Ortaçağ Avrupası’nda, Katolik Kilisesi’nin doğmalarına aykırı bilgilerin yer aldığı binlerce kitap, bu kitapları yazanlarla birlikte yakılarak yok edilmiştir. Orta Çağ Avrupası hurafelerle dolu karanlık bir yerdi.

Endülüs Emevi Kütüphanesi (MS. 15): İspanyollar tarafından yakılmıştır. Avrupa’nın güney doğusunda 711-1492 yılları arasında her türlü gelişimi ile çok büyük bir uygarlık kurmuş Endülüs Emevi Devleti, İspanyollar tarafından yıkılınca Avrupa topraklarında Müslüman izini silmek, unutturmak için o muhteşem kitapları yakmıştır.

Başrolde engizisyon rahipleri vardır. İspanyol engizitörleri, çok değerli Arap Endülüs kitaplıklarını yakmışlardır. Tarihe bakıldığında daha dün gibidir; yalnızca 500 yıl önce! Geriye yalnızca kütüphanenin sütunları kalmıştır.

Maya ve İnka Elyazmaları (MS. 16): İspanyollar tarafından yakılmıştır. Endülüs Kütüphanesini yakıp, yıkan İspanyollar binlerce kilometre ötedeki uygarlığa da yetiştiler: Muhteşem Maya Uygarlığının tüm kalıtlarını yaktılar!

Berlin Kütüphanesi (1945): Rusların eline geçmesin diye Naziler tarafından yakılmıştır! Savaş öncesi zararlı kitap yakmakla ünlü Naziler savaş sonunda Ruslara kalmasın diye ünlü Berlin Kütüphanesini de yaktılar. Kalan arkeolojik eserler ve kıymetli kitaplar şu an Moskova müzesindedir.

Bağdat Kütüphane ve Tarih Müzesi (9 Nisan 2003): Daha dün Amerika ve emperyalist Batı ittifakı tarafından işlenen bir suçtur. Binlerce yıllık 17 bin tarihî eser ve yüz binlerce el yazması kitap, önce Amerikalı askerler, tarihî eser kaçakçıları, sonra da Bağdatlılar tarafından yağma ve talan edildikten sonra yakılmıştır! İnsanlığın kitaba karşı işlediği suçlar bugün de “aynen” devam etmektedir!

MÖ. 212 ‘de Çin’in mitolojik beş kralından biri olan Chin Shin Huang, Çin’le ilgili bütün kitapların ve edebi eserlerin yakılmasını emretmiştir. Büyük kraliyet kütüphanesi de dahil bütün kütüphaneler yok edilmiş ancak bazı metinler mağaralarda ve manastırlarda saklanmışlardır. 100 yıl sonra Wang Tao – Shih isimli Taocu bir rahip, bazı mağaralarda yer alan bu kütüphanelerin kalıntılarını bulmuştur.

 M.S. 700 yılında Katolik el yazmalarının yakılması: Cahil ve mutaassıp papazlar ilk Katoliklerden kalma 10 000 ruloluk el yazmasını yakmışlardır.

M.S. 783’de Bizans kitaplıklarının yakılması: İsoryalı Leon Bizans kitaplığında ki 300 000 kitabı yakmıştır.

M.S. 789. Torur, Nantes ve Toledo kitaplıklarının yakılması: Frank ve Lombard kralı, Karolenj Devleti’ni imparatorluk statüsüne yükselten, Fransa’nın temellerini atan Charlemagne (Büyük Kral), içinde binlerce kitap bulunan bu kütüphaneleri ateşe vermiştir.

Çok yakın tarihimizde, çoğumuzun tanık olduğu veya yaşadığı, kitabı suç unsuru olarak değerlendiren 12 Eylül darbesi “yasak kitap” tutuklamaları sırasında, çocuklarını korumak için kitaplarını gizlice yakan yüz binlerce aileden söz edilmektedir.

Fakat ne yazık ki katliam sadece kitaplara karşı yapılmadı. İnsan, tarihi boyunca yüz elli milyona yakın üstün zekâlı insanı katletmiştir.

Milyonlarca yıl süren evrimden sonra, gelişimini 50.000 yıl önce tamamlayan insanoğlu; beyin ve zekâ olarak genetik değişimine uygun hızla evrilseydi şu anda galaksiler arasında seyahat ediyor olurduk.

2. Mısır İmparatorluğu dönemi fizikçi ve gök bilimci Kamose – Menes, anıt mezarların ve piramitlerin ölümden sonra, oralara gömülen kimseyi canlandırmayacağını söylediği için öldürüldü. Soyu devam etmedi.

Antik Mısır’ın diğer bir filozofu Amentebat ”insanları mumyalayarak öbür dünyaya gönderemezsiniz” dediği için ailesi ile birlikte yok edildi. Soyu devam etmedi.

Romalı Flavus Lucretius Claudius, matematikçi, gökbilimci ve filozof; Roma Tanrı’larının masal olduğunu söylediği için katledildi. Soyu devam etmedi.

Antik Yunanlı’lar, devrin en büyük filozofu Sokrates’i 2500 yıl önce Yunan tanrılarına inanmadığı için öldürdüler. Soyu devam etmedi.

Giardano Bruno, italyan filozof. Kapalı evren görüşünü ilk reddedenler arasında. Dünya  güneş etrafında dönüyor dediği için Kilise tarafından Roma’da diri diri yakıldı. Soyu devam etmedi.

Sadece Avrupa engizisyon mahkemelerinde 50.000 aydın, düşünür, filozof, sanatçı yakıldı. Soyları devam etmedi.

Paleolitik çağ’dan itibaren son 40.000 yılda istatistiksel olarak sayıları 143 milyon olarak hesaplanan üstün zekalı insan “Dinlere, Tanrı’lara, dogmalara, tabulara, masallara” inanmadığı için öldürüldü ve hiç birisinin soyu devam etmedi.

Soyları devam etseydi bugün dünya insan popülasyonunun %5’i değil %35’i üstün zekâlı olacaktı. Öyle olunca; Endülüs ve İskenderiye kütüphaneleri yanmamış olacaktı. Bilim, sanat, felsefe üreten değerli insanlarla birlikte bugün -fosil yakıt yakmadan- daha temiz bir dünyada yaşıyor olacaktık. Bizim de zekâ seviyemiz bugünkü aptal halimizle kıyaslanmayacak kadar yüksek olacaktı.

Sokağa çıkınca birbirinize bakın ve bilin ki hepimiz geride kalan düşük zekalı insanların torunlarıyız. Akıllı, üstün zekâlı nesil tarih boyunca yobazlar tarafından öldürüldü. Akıllı ve zeki insanların genleri bize aktarılamadı…

Ne yazık ki günümüzde halen aydınlar katledilmeye devam ediliyor. Belki kütüphane yakılmıyor ama kütüphanelerin içi boşaltılıyor. Kitap yazan da, okuyan da terörist muamelesi görmeye devam ediyor. Ülkemiz de bu durumun dışında değil. Bunca katliam ve baskı altında, kitap okuyan kişi sayısı da dünya milletleri arasında iyi bir durumda değil.

Son istatistiklere göre:

Japonya’da 1 yıl içinde kişi başına düşen kitap sayısı: 24.
Yunanistan’da 10.
Fransa’da 14.

Türkiye’de ise kişi başına düşen kitap sayısı yok, kitap başına düşen kişi sayısı var! 1 yıl içinde 1 kitap başına 6 kişi düşüyor!

Japonya nüfusun %14’ünün, ABD’de %12’inin, İngiltere’de %21’inin “düzenli kitap okuma alışkanlığı” var, Türkiye’de %1 değil, binde 1 de değil, on binde 1.

Türk insanı günde 5 saat televizyon seyrediyor. Kitap okumaya ayırdığı zaman ise yılda 6 saat!  Günde 16 saniye! Televizyon izleme oranı kaç? %95!

Kitaba Norveçli bir yılda 137, Alman 122, Belçikalı ve Avusturyalı 100, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünya ortalaması 1,3 dolar. Biz ise yılda 45 sent ayırabiliyoruz.

İnsan, geleceğini kendi elleri ile katlediyor…

Biz mi?.. Biz yaşamadık ki ölelim; var olmadık ki yok olalım…