İkili İlişkiler

Geleceğin toplumunda ikili ilişkiler de değişecektir. Daha şimdiden değişmeye de başlamıştır. Örneğin birçok insan bugün sanal ilişkileri gerçek ilişkilere tercih etmektedir. Hatta gerçek cinsel ilişki yerine sanal ilişki yaşayan insanların sayısı da giderek artmaktadır. Bu nedenle birçok çift sorunlar yaşamaktadır, hem duygusal hem de cinsel anlamda günümüz dünyasında.

Robot partnerler

Seks robotları üretilmeye başlanıyor.  Bir fütürolojist 2050 yılında, insan memnuniyeti amacıyla tasarlanmış robotlar ile seksin özel norm olacağına inanıyor.[1]

Bu robotlar, birçok insana gerçek insani  ilişkiye ihtiyaç duymadan yalnız yaşamayı tercih ettirebilir. Ve insan bir partnerden cinsel anlamda çok daha tatmin edici ve duygusal anlamda da sorunsuz olabilir. Yakında duygusal bir simülasyon işlevini de yerine getirebilir. Üstelik istediğiniz modeli seçme şansınız da var. Makineyi kapattığınızda sorun biter; en azından o makine kendi kontrolünü eline alana dek. Hatta robot o kadar geliştirilebilir ki, onu kullanan insanı kendisine aşık bile edebilir. Çünkü böylesi bir ortamda insanın duygusal dünyası ve davranışları da değişecektir. Şu rahatlığı da var, bir ilişkide partnerinizi ne kadar sevseniz de onu bazen görmek, konuşmak istemeyebilirsiniz. Ancak insani bir ilişki içinde bunu yapmak zordur. Oysa kapatılmış bir robot sizi sonsuza kadar bekleyebilir. Ne zaman isterseniz isteğinizi yerine getirir, bir karşılık beklemeden üstelik.

Robot partnerler duygusal zekâya sahip olacakları için, sizi kendilerine duygusal anlamda da bağlayabilirler. Hatta internette yapay zekâya bazı kullanıcılar tarafından küfür ve ırkçılık içeren sözler öğretilmişti. Öğrenme özelliği yüzünden, zaman zaman robot partnerinizle kavga edebilir, tartışma bile yaşayabilirsiniz.

Bu da insan ilişkilerini kökten değiştirebilir. Örneğin internet nasıl “sanal ilişki” kavramını getirdiyse, bu değişim çok daha köklü olabilir. Seks robotuna karşı kampanya yapan gruplar da var. Bunu insani bulmuyorlar. Ancak ne olursa olsun, teknolojinin önü alınamıyor. Bu yakın zamanda bir gerçek olarak insan ilişkilerine girerek yaygınlaşacak.

İnsan vücudu formunda dizayn edilen bu robotlar, insanlar arasındaki ilişkiyi olumsuz etkileyecektir. Teknoloji geliştikçe, buna paralel olarak, paradoksal bir biçimde ikili ilişkilerde insanlar arasındaki iletişimsizlik uçurumu da büyüyecek ve bu  gelecekte bu çok daha uç seviyelere varacaktır.

Ayrıca bazı filmlerde de gördüğümüz sanal seksin boyutları artacaktır. Seks yapma istemi, özünde beyinsel bir tatmindir. Görme, koklama, işitme, dokunma, tatma, düşünce ve duygular cinsel isteği meydana getirir. Gelecekte bu da değişebilir. Dolayısıyla gelecekte insanlar, kafalarına bağlanacak bazı kablolar ya da çipler aracılığıyla, gerçekmiş gibi algıladıkları sanal cinsel ilişkiler  yaşayabilirler. Üstelik kimi isterlerse seçme şanslarının olduğu bir eylem. Simulakrum dünyada, sanal ile gerçeğin yeri değişiyor, daha doğrusu sanal ile gerçek iç içe geçiyor giderek; neyin gerçek neyin sanal olduğunu algılamak gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Yakında, sosyal medyada tanığınız birisinin gerçek bir insan mı, bir makine mi, bir klon mu, android mi olduğunu algılamamız zorlaşacak gibi görünüyor.

Gelecekte ilişkiler  daha değişik biçimde kategorize edilebilir bence:

  • İnsanlarla insanlar arası ilişkiler
  • İnsanlarla klonlar arası ilişkiler
  • İnsanlarla robotlar arasındaki ilişkiler
  • Robotlarla klonlar arasındaki ilişkiler

Belki de bu  kategoriler arasında en az ilişki insanlarla insanlar arasındaki ilişki biçimi olabilir.

Yabancılaşmanın içselleşmesi

İnsanlar bugün sosyal izolasyon içinde yaşıyorlar. Çalışıyorlar, kariyer ve para yapıyorlar, tüketiyorlar ve çok meşguller. Kapitalist sistem onlara değil başkalarına, kendilerine ayıracak zaman bile tanımıyor. Yalnızca sosyal medyadan takip ediyorlar hayatı. Yūzyūze ilişkiler  giderek tükeniyor. En iyi arkadaşlar bile birbirlerini sosyal medyadan sanal olarak görüyorlar çoğunlukla. İnternet sosyal medya ilişkileri değiştirdi. İnsanlar bazen kendilerini çok az tanıdıkları ve hiç görmedikleri kişilere anlatabiliyor, onlara en gizli sırlarını anlatabiliyorlar. İlişkiler  giderek mekanikleşiyor.

Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde çoktan başlayan uygulamayla yakında insanlar işe de gitmeyecek, evlerinden ağa bağlanarak çalışacaklar. Hekime gitmeyecek, yine evlerinden internet üzerinden hekimle bağlantı kuracaklar. Sağlık durumunuzla ilgili yaptığınız testler otomatik olarak doktorunuza iletilecek. Böylece sosyal ilişkiler  giderek zayıflayacak, insanlar birbirlerinin yüzünü görmeden yaşayabilirler. Süpermarkete gitmenize de gerek yok, internet üzerinden alışveriş yaptığınızda kapınıza kadar getiriyorlar satın aldığınız ürünleri.

Yapılan araştırmalar insanların birlikte yasamaktan çok, ayrı yaşamaya daha yatkın olduklarını gösteriyor. Ayrıca insanlar arasındaki yabancılaşma, özellikle çiftler arasında giderek daha da artacak ve evlilik kurumu belki giderek ortadan kalkacaktır. Daha uzak gelecekte aile kurumu da  miadını dolduracaktır. Çocuk yapmak isteyen zaten tek başına çocuk yapabiliyor bir laboratuvar aracılığıyla.

İngiltere, ABD ve birçok gelişmiş ülkede, artık zaten insanların bazıları zorunlu olmadıkça  sokağa çıkmıyor ve evlerinde yaşamayı tercih ediyorlar. Böylece giderek yabancılaşma içselleşiyor toplumsal olarak.

İlişkilerin şeyleşmesi

Kapitalist sistem içindeki hayatımızda son derece meşgulüz. Ve yakın gelecekte belki daha da meşgul olabiliriz. Aile dışında yakın arkadaş edinmemiz de giderek güçleşecek gibi görünüyor. Zaten şimdiden sanal ilişkilerin sayısı, gerçek ilişkilerden daha fazla olmaya başladı. Örneğin sosyal medyadaki arkadaş listemizde gerçek hayatta tanımadığımız birçok insan var. Ancak bu gelecekte daha farklı olacak. Sanal arkadaşlarımızın insan mı, klon mu, yoksa robot mu olduğunu bilemeyeceğiz belki de.  Sanal hayatımızda olduğu gibi, belki gerçek hayatımızda da partnerlerimiz robotlar olabilir. Bu yüzden belki gelecekte insan daha da yalnızlaşabilir ve izole olabilir. Zaten sosyal çalışma ortamları da ortadan kalkacak ve insanlar ağ üzerinde yalnız çalışacaklar. Dolayısıyla bu da sosyal izolasyonu arttıracak ve insan giderek yabancılaşacaktır.

Simülasyon kuramını geliştirmiş olan Jean Baudrillard’a göre ise simulakrum, orijinali, gerçeği, ilk örneği olmayan; kendisi zaten kopya olan bir şeyin kopyasını anlatan bir terimdir. Baudrillard, gerçeğin çöktüğünü ve onun yerini “hipergerçeklik”in aldığını ve bir simülasyon çağına girildiğini savunur. Bu hipergerçeklik, hem sistem hem de gönderen olarak ortadan kaldırıp model düzeyine yükselttiği gerçeği yok etmektedir.[2]

Ayrıca yapılan araştırmalar evliliklerde düşüş  yaşanacağını gösteriyor.[3] Hâlâ uzun vadeli ilişkiler  istemekle birlikte yakın gelecekte bu istek ve davranışlarımız değişebilir. Bununla birlikte doğum oranları da giderek düşüyor. İnsanlık nüfusu orta gelecekte azalabilir.

Daha şimdiden giderek artış gösteren sanal ilişkiler, gelecekte çok daha üst boyutlara ulaşabilir teknolojinin de yardımıyla.

Genetik potansiyel partnerlerin uyumluluğunu gösterme açısından değerlendirilebilir.

Ayrıca ikili ilişkilerin daha kısa süreli ve hızlı yaşanacağına yönelik tahminler de var. Şimdiden bile bu hız görülebilir bence. İnsanlar sanal ortamda aşk yaşıyorlar. Gerçek, yerini sanala bırakmaya başladı. Sanal nerede başlıyor, gerçek nerede sona eriyor bunun sınırları zor bilinecek. Baudrillard’ın simūlasyon kuramı gerçek olabilir. Belki de hızla simūlakr bir dünyaya doğru gidiyoruz.

Benjamin’e göre metaların kitlesel üretimi ve insan ilişkilerinin şeyleşmesi modern dönemin özelliklerindendir; buna teknolojik değişim neden olmaktadır; sonuçta geleneğe dayanan yaşam tarzı yok olur; imgeler metalaşırlar.[4]

Post-endüstriyel dönemde ise bu şeyleşme çok daha fazla artacaktır.

Marksizme eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan Jean Baudrillard’ın yabancılaşma  tezine göre, postmodern bir dünyada yaşıyoruz ve gerçeklik yerine boşluk ve hiçlik var.[5]

Yalnızlık, yabancılaşma ve total sosyal izolasyon

Yapılan araştırmalara göre Amerikalıların yüzde 12’sinin önemli konular paylaşacak sırdaşı yoktur. Birçok insan sosyal olarak tamamıyla izole olmuştur.

İnsanların çoğu sosyal medyada gösterdiklerinin aksine yalnızdır ve gelecekte bu yalnızlık daha artacaktır. Günün büyük kısmını cep telefonları aracılığıyla sosyal medyadaki mesajlara bakarak, ya da mesaj, fotoğraf paylaşarak geçiren insanlar artık aynı odada, aynı masada, aynı yatakta bile izole olmuş durumdalar. Sosyal izolasyon, çiftler arasında da geçerlidir. Cep telefonu şu an çağın en önemli fetişi, metasıdır. İnsanlar bunun uyumadıkları süre içinde onu ellerinden bırakmazlar. Çoğu insan cep telefonunu 24 saat açık tutar. Hiç önemi olmayan bir mesajla uyanmaya dahi razıdırlar. Gelecekte bence cep telefonuna bile gerek kalmayacak, insanları direkt beynimizle arayıp, telepati yoluyla iletişim kurabileceğiz.

Örneğin İngiltere’de 360 bin yaşlı insan kendisini çok yalnız hissediyor, çünkü çocukları onları görmek için “çok meşguller” ve onlardan uzaklar. Çalışmalar, sosyal izolasyonun yaşlı kişilerde yüksek orandaki ölümlerle  ilişkili olduğunu ve yalnızlığın yaşlıların “gizli katil” olduğunu düşündürmektedir.[6]

Gelecekte belki de yaşlı insanların gördükleri, insandan çok belki de bakıcı robotları olacak. Yaşlı insanlara yönelik bakıcı robot uygulaması Japonya’da hali hazırda uygulanıyor.

Yalnızlık ayrıca keskin bir depresyonu da beraberinde getirebiliyor. Gelecekte insanın psikolojik rahatsızlıkları da artabilir. Yalnızlık yalnızca, yalnız yaşayanların sorunu değil, aynı evde yaşayanların sorunu oluyor ve geleceğin toplumunda bu sorun daha da keskinleşecek. Yalnızlığın diğer boyutu ise, kişideki yabancılaşmayı yakıcı bir dozda arttırmasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dipnotlar

  1. [1]Mike Brown: “The sex robots contraversy, explainded”, July 4, 2016, www.inverse.com.
  2. [2]Jean Baudrillard, (2003), “Sessiz Yığınların Gölgesinde ya da Toplumsalın Sonu”, Doğu Batı Yayınları, İstanbul, s.58.
  3. [3]Marty Nemko Ph.D.: “The Future of Relationships”, Jan 20, 2016, www.psychologytoday.com
  4. [4]Benjamin, Walter (1990), “Benjamin, Baudelaire ve Pasajlar”, İstanbul; Argos Yayınları. 50-52.
  5. [5]Erol Anar: “Gūnūmūz Toplumunda Yabancılaşma Sorunu”, 27.11.2015, dunyalilar.org.
  6. [6]Vanessa Barford: “Is modern life making us lonely?”, 8 April 2013, www.bbc.com

Kaynak: “Geleceǧin Toplumu (3): İkili İlişkiler” Erol Anar, https://dunyalilar.org/gelece%c7%a7in-toplumu-3-ikili-iliskiler.html/