bin yıllık bin dize

 

bin yıldır kuma kesmiş yollar ile bin diyar bin ömür dolaştım
dur hele şu yorgun bedeni derin bir şiirin gölgesine sereyim

ey şair bu sonsuz çölde düşlerinin ufkundaki vahaya geldim
doldur zamanın kadehine kırmızı şarabı tutuştur ellerime

getir mahzendeki hokka testiyi kana kana şiirinden içeyim
koy masaya tüy kalemini dostum ser kağıdı al şu heybeyi

çok yorgunum ört üstüme şiirini de şurada biraz kestireyim
sür sesini şiire söylesin bin yıllık düşün bin yıllık ninnisini
bin şairin yüreğiyle bin yılda demlenmiş bin dize vereyim

yücelbinici