Bilinçsiz suçluluk genellikle kendini depresyon ve anksiyete ile gösterir. Depresyon yaşayan kişi kendisinden ve hayatından memnun değildir. Kaygı durumunda, kişi kendine zarar veya ceza verir.

Suçluluk, birçok faktörden etkilenen karmaşık bir duygudur. Kişi bu duyguyu pişmanlık, kendini suçlama ve kişisel değersizlik hissi olarak deneyler. Ancak her zaman bu durumun farkında değildir. Bilinçsiz suçluluk, yani kişinin kendisine karşı suçlamasına yol açan, rahatsızlık yaratan ama bizim farkına varmadan yaşadığımız deneyimler vardır.

Bilinçsiz suçluluk neredeyse her zaman tabu olan veya katlanılamaz olarak deneyimlenen olaylar veya durumlarla ilgilidir. Bazen gerçekleştirilen eylemlerle ilişkilendirilir ancak diğer zamanlarda bilinçli olarak reddedilen düşünceler veya arzularla ilgilidir.

“Borçlarda olduğu gibi, ödemekten başka dürüstlük gösteren bir yöntem yoktur.”
Jacinto Benavente

Diğer durumlarda ise bilinçsiz suçluluk, saldırganlık veya cinsellikle ilişkilendirilir. Tecrübe edilen hisler veya arzular vardır ama aynı zamanda tahammül edilemezler. Örneğin, sevdiğiniz birine karşı bir miktar nefret veya ensest bir arzu duyarız.

Bilinçsiz suçluluk duygusunu zararlı kılan şey, tam olarak tanınmaması, aksine bastırılmış olmasıdır. Bu nedenle, bilinçsiz bir şekilde, suçluluk geri döner ve kendini sabote etme, endişe duyma, melankolik bir ruh hali ve hatta ceza almak için gerçekleştirilen suç teşkil eden davranışlar olarak ortaya çıkar.

Bilinçsiz bir şekilde kişinin kendine kötü davranması

Bilinçsiz suçluluğu göstermenin yaygın yollarından biri, kişinin kendisinden sürekli rahatsızlık duymasıdır. Psikanalist Franz Alexander, suçluluğun temel içeriğinin “Ben iyi değilim, cezayı hak ediyorum” olduğuna dikkat çeker. Bu bir “özgüven” probleminden daha fazlasıdır.

Bu tür bir suçluluk duygusu, kişinin sürekli olarak kendini reddetmesine yol açar. Kişinin yaptığı hiçbir şey onu tam olarak tatmin etmez. Kendini aşırı eleştirir ve düşüncelerini, duygularını ve eylemlerini küçümser. Çoğu zaman bu, depresif durumlara yol açar ve kişi az veya yok denilebilecek kadar az başarı ile yetinmek durumunda kalır.

Bu resim yapılandırıldığında, “depresif suçluluktan” bahsetmiş oluruz. Bu duyguların aşırı olması hayatın felce uğramasına neden olur. O kadar çok değersizlik duygusu vardır ki, kişi yaşamın kendisine karşı bile değersiz hissetmeye başlar. Ayrıca aşırı derecede sinirli ve sürekli kötü bir ruh hali içinde olabilirsiniz.

Bilinçsiz suçluluk ve anksiyete

Suçluluğun en sık görülen göstergelerinden biri kaygı ve daha spesifik olanı ise ıstırap çekmektir. Belirsiz ve yoğun bir endişe duygusu hakimdir. Sanki korkunç bir şey olacak gibidir ancak kişi tehdidin nereden geleceğini veya felaketin neden gerçekleşeceği bilemez.

Bu tür suçluluk, “zulüm suçu” olarak adlandırılır. Bazen kişinin iliklerine kadar işler ve onu endişeyle kaplar. Genellikle bu anksiyete duygusunun içinde korkutucu ve zulmedici bir nesne vardır. Bu hastalıktan, yaşlılıktan, yaradandan veya her hangi bir sebepten dolayı olabilir.

Bu durumlarda, bir kişinin davranışının iyi bir kısmı, o nesneyi yatıştırmaya veya kendisini ona karşı savunmaya yönlendirilmeye başlar. Aşırı durumlarda ise bu tür duygular onu suç işlemeye teşvik eder. Söz konusu suç, kendi başına bir ihlal değil, cezalandırılmayı amaçlamaktadır.

Fantezi ve suçluluk

Başlangıçta da belirttiğimiz gibi suçluluk, birçok değişkenin müdahale ettiği karmaşık bir duygudur. Aile, kültürel, dini vb. değerlerin (veya karşıt değerlerin) büyük bir etkisi vardır. Çok muhafazakar bir yetiştirme tarzına sahip biri, cinsel arzuları deneyimlemenin kaba olduğunu düşünebilir.

Pek çok insan, çocukluklarında meydana gelen ve üzerinde kontrol sahibi olmadıkları olaylar için de bilinçsiz bir suçluluk hisseder. Ebeveynleri arasındaki tartışmalar ya da bir parçası oldukları taciz olayları buna bir örnek olabilir. Veya çocukluk çağı cinselliği deneyimleri.

Bazen bilinçsiz suçluluk sadece hayatta olduğumuz için bile deneyimlenebilir. “Ben doğmamış olsaydım, belki annem diplomasını bitirebilirdi ve bugün pişman olmazdı.” Diğer vakalarda ise suçluluk, diğerlerinden farklı olduğu için ortaya çıkar. Bunu kanıtlayan birkaç deney vardır.

Suçlu hissetmek ve hatalar için sorumluluk almak çok farklı iki gerçektir. İlki yani kişinin kendisini suçlu hissetmesi sadece insanları hasta etmeye neden olur. Kişi, kendi kendine işkence etmeye başladığı bir sarmalın içine girer. Bu da psikolojik sorunlara yol açar. İkincisi, kişinin davranışını değerlendirmenin ve her şeyden önce onu kabul etmesinin bilinçli ve yetişkin bir yöntemidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça

  • Gerez Ambertín, M. (2009). Culpa, anomia y violencia. Revista Mal-estar E Subjetividade, 9(4).

Kaynak: “Bilinçsiz Suçluluk Nasıl Ortaya Çıkar?” https://aklinizikesfedin.com/bilincsiz-sucluluk-nasil-ortaya-cikar/