1. Tırmandığınız kaya ile kertenkele kadar bütünleşmelisiniz.

Dağcı tırmanmaya başlamadan önce bizim için sadece bir maceraperesttir. Tırmanırken ona “Bu düpedüz deli” diyebiliriz. Zirveye ulaştığında ise o hepimiz için sadece bir kahramandır. Sadece bir kahraman…

Dağcımız malzemesi olmadan, malzeme yardımı ile tırmanmaya çalışan iki dağcıyı geçer. Böyle inanılmaz başarıyı nasıl mı yaptı. Tek cevapla motivasyon sayesinde. Zihni ve bedeni hep o anla yalnızca tırmanış anıyla bütünleşti. Tırmanma dışında ne hayal kurdu ne de zirveye ulaşabilmeyi düşündü. Tırmanmaya karar verdiğinden itibaren, yalnızca tırmanmayı düşündü. Çünkü hedefe ulaşmak için motivasyon çok önemlidir.

2. Çiçekleri görüyor musunuz?

Etrafınıza bir daha göremeyecek gibi bakınız. Bir daha duyamayacak gibi dinleyiniz. Çünkü o zaman her zaman bakıp ta göremediğiniz, fark edemediğiniz, duyamadığınız şeyleri, fark edip, görüp, duyacaksınız. Ben nelere sahipmişim diye şaşıracaksınız. Elinizdekilerin değerini, sahip olduğunuz şeylerin ne kadar üstün olduğunu bilelim. Çünkü sahip olunan şeylerin değeri kaybedilince anlaşılır.

İnsan elindekilerin değerini en basitinden bir çiçeğe, tatlı bir gülümsemeye ve hoş bir masumiyetle bakarak anlayabilir. O çiçekle tüm sırlar, tüm kelimeler, tüm gerçekler gizlidir.

3. Hedef titremeyen bir el ister.

Eğer büyük bir amacınız, hedefiniz varsa mekanik zevklerinizi terk edeceksiniz. Öyle ki bu mekanik zevkler, amacınıza duyduğunuz büyük aşkı basit bir cilveleşme seviyesine düşürür. Mekanik zevklerin her davetinde biraz daha biraz daha sönmüş olarak dönersiniz. İçinizdeki tatlı dile kulaklarınızı tıkayacaksınız. Gerekirse o tatlı dili çekip koparacaksınız.

Hayatınız yaşam tarzınız, isteklerinizle özdeştir. Hedef dolu bir şarjör, iyi kavranmış bir kabza, örselenmiş bir yiv, tutukluk yapmayan bir mekanizma, gezden gözden arpacıktan bakan bir göz ve en önemlisi titremeyen bir el ister.

4. Gücünüzü kötü alışkanlıklarınızı beslemek için kullanmayın.

Monteigne’ye göre alışkanlıklar öyle gürültü yaparak gelmiyor. Yavaş yavaş ve sinsice içimize sızar. Başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür. Ama zamanla oraya yerleşip kökleşti mi öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez.

Önemsenmeyen bir hareket, küçük bir girişim, alışkanlıklara mal olabilir. Olabilecek “Bir şey olmaz” demek kadar kötü bir başlangıç olamaz. Alışkanlıklar enerjimizi ve zamanımızı bizimle paylaşırlar. Öyleyse bizim “dost” alışkanlıklara ihtiyacımız var.

Kötü alışkanlıklara doğru ilk adım atan birisi kendi düşmanlarını eğitmeye başlamış demektir.

5. İnsan için başkası yoktur.

Başarmak için gerekli birçok kuvvete sahip olabiliriz. Ama bunlara sahip olduğumuz halde çalışmazsak başaramayız. İnsanın her yaptığı kendinedir. Her insan kendi işini kendi halletmelidir. Kendine güvenmelidir. Öyle ki başkalarının yaptığı şeyden iş çıkmaz. İnsan için başkası yoktur. Kendinize ve hedefinize tutunun ve yürüyün.

6. Bilgiyi, kaynağına bakarak küçümsemeyin.

İnsan hayatında ki en tehlikeli kısıtlama bilginin kaynağına bakılarak bilgiyi reddetme tavrıdır. Size aktarılan bilgi hakkında bilgiyi aktaranın işine yarayıp yaramadığına bakarak karar vermek sizi o bilgiden mahrum eder.

Yemeğinize tat gelmesi için bir miktar tuz serpen birinin değeri yemeğinize serpilen tuzun değerini düşürmez.

Bacakları yok diye bir adama adres sormaktan kaçınmayın. Belki yürüyemiyor ama oraları en iyi bilen adam o adam olabilir.

7. “Bütün umudum kendimde” diyebiliyorsanız…

“Bütün umudum kendimde” dediğiniz ve bu sözün gerektirdiği gibi çalıştığınız takdirde başkalarını da yanınızda bulmanız zor olmayacaktır.

Zaferin kendinize ait olduğunu anladığınız an içinizdeki zaferleri ortaya çıkarmak için çelikten bir irade ve inançla çalışmaya koyulduğunuz an etrafınızda size yardım edecekleri görürsünüz.

Zaferiniz başkalarına bağlı ise zaferden ümidinizi kesin.

8. İnsana insan olduğu için değer verin.

Her peşin hüküm, peşin hüküm doğuracağından insanca yaklaşım bize insanın ruh ve fikir atmosferinde rahat hareket etme imkanı verir. Böylece önyargılarımızı yeneriz.

Karşınızdaki insan kendine hangi değeri biçmiş olursa olsun siz ona değer verdiğinizi hissettirin. Kendine ait olmayan bir kalıba dökülmüş olabilir, bizzat kendine bir hareket haline gelmiş olabilir. Yine takınacağımız tavır ona insan olmanın büyük değerini vermektir.

Her insanı bir ayna olarak kabul edin. Aynada göreceğiniz ancak kendinizsiniz. Öyleyse aynada görmek istediğiniz gibi hareket edin.

9. İşinizi en mükemmel bir şekilde yapın.

Ne yapıyor olursanız olun en mükemmel şekilde yapmaya çalışın. Hiç kimsenin gücü mükemmel bir işi görmezden gelmeye yetmez. Mükemmel bir iş kendini mükemmel bir şekilde kabul ettirir. İşinizin ehli olun.

10. İşimizin isimsiz kahramanı olabilmeliyiz.

İsimsiz kahraman insanlığa faydalı olacak her şeyde kendisinde bir sorumluluğu olduğuna inanan, bunun için fedakarlığa hazır bulunan bir insandır.

“Ben yardım etmezsem bu adam ölecek” “Ben yardım etmezsem bu iş yarım kalacak” düşüncesi iliklerimize işlemiş bir samimiyetle yaşamalıyız

İşimizin, amacımızın, fikrimizin isimsiz kahramanı olabilirsek kahramanlığa isim olabiliriz.

11. Komik adam olmayın.

Kendinizi,  henüz liyakat edinmediğiniz hiçbir unvanla, tavırla, sesle, düşünce ve hisle ifade etmeyiniz.

12. Faaliyetlerinizde boşluk bırakmayın.

Parçalardan birinde göstereceğiniz bir ihmal, yapacağınız bir hata elde etmek istediğinizden bambaşka bir bütünlük elde etmenize sebep olur.

Öğrenme ve çalışma faaliyeti sistemli olmalıdır. Bu faaliyetin başlangıç ve bitiş noktası arasında en ufak bir boşluk bırakılmamalıdır. Öğrenme ve çalışma faaliyeti sırasında bırakacağınız bir boşluk, ihmal edeceğiniz küçük bir konu, uygulama sırasında çökmenize sebep olur. Tıpkı evde çimento, demir eksikliğinden dolayı depremde yıkımların olması gibi.

13. Sıfıra çarparsan sıfırlanırsın.

Keşke geçmişimizi bir film gibi seyredebilseydik. Hatalarımızı görebilseydik. Geleceğimizi de aynı şekilde…

Düşünün ki hep doğru şeyler yapıyorsunuz. Bir gün gelmiş ki yanlışlar yapıyorsunuz ve doğrulara yanlışlar eklenip duruyor. Yanlış bir daha yanlış, getiriyor ve bir bakarsınız ki doğrunuz kalmamış.

Hayat herkesi dikkatli, temkinli ve sakin olmaya çağırıyor. “Sıfırlardan” korkunuz, küçük bir öfke manalı bir bakış bir anlık bir coşku kılığına girebilen bazen kurt bazen kuzu postuna bürünebilen “sıfırlar” a çarptığınızda sıfırlanmış olursunuz.

Küçücük bir sıfıra çarpan yüz milyonlarca rakamınız, sıfır olur gider.

14. İki insan olmayınız.

Başkalarının sizde görmelerini istemediğiniz, sizde olduğunu bilmelerini arzu etmediğiniz bir davranışı – tavrı – işi yalnız başına olduğunuz zamanlarda da göstermeyin, yapmayın.

İnsanların içinde başka, yalnız kaldığında başka olan birisinin fiziksel ve düşünsel tavırları kuvvetli bir bütünlük oluşturamaz. Öyle bir insan parça parça bir görüntü verir.

15. Derhal teşebbüse geçin.

Yapmayı düşündüğünüz işler, ulaşmak istediğiniz insanlar, gerçekleştirmek istediğiniz tasarılarınız ile aranıza hayali engeller koymayınız

Yeter ki derhal teşebbüse geçilsin. Zor gibi görünen işlerin kolaylıkla halledilebileceği görülecektir.

Teşebbüs sayesinde hiç ulaşılamayacak zannedilen insanlara ulaşılabilir, gerçekleşmez inadında görünen işler gerçekleştirilebilir.

16. Doğrularınız yanlışlarınızı yer.

Hayat sizi samimi görmek ister. Bir yanlıştan sonra hemen bir doğruya koşmanız samimiyetiniz konusunda onu ikna eder. Çünkü hayat doğruları çok olanın yüzüne güler. Her kötülükten sonra bir iyilik, her yanlıştan sonra bir doğru, kötülüğün ve yanlışlığın lekeleri içinde simsiyah olmanızı engeller.

Temizlenmeyen her leke, bir sonraki ile birlikte biraz daha büyür.

Pantolonunuzda dört leke varsa beşincisinin gelmemesi için fazla dikkatli olamayabilirsiniz. Onun için ilk lekeyi derhal temizlemelisiniz. Yanlışları doğrularından fazla olan her öğrenci sınıfta kalır.

17. Yumruğunuz demirleştikçe eldiveninizin ipeği kalınlaşmalıdır.

İnsanlara yumuşak davranabilmemiz, olayları yumuşak karşılamamızı kolaylaştırır. İnsanlara karşı sert, kırıcı, haşin davrananlar olaylar karşısında sakin olamazlar.

Güçlüyseniz yumuşak olmanızın bir değeri, bir anlamı vardır; yumuşaklık ve sükûnet, zayıflığın, çaresizliğin diğer adı da değildir.

18. Kaş yapayım derken göz çıkarmamak için sağduyu gerekir.

Kaş yapmak gibi güzel bir niyet nasıl oluyor da “göz çıkarmak” gibi bir vakaya dönüşüyor?

Çıkmış gözlerin çoğuna sebep olanlar, kaş yapmak isteyenlerdi. Çünkü onlarda sağduyu yoktu, öngörü yoktu, sezgi yoktu.

Öngörü; kalp gözüyle görebilmek, işinin sonunun nereye varabileceğini doğru kestirmektir. Sezgi, çabucak kavrayabilmektir. Sağduyu, gördükten, kavradıktan sonra doğru kararlara varabilmektir. Bu üç sözcüğün de anlamı aşama aşama ve birçok yönleri ile birbirleriyle tamamlanırlar.

Sağduyu, bütün sivrilikleri törpüleyen, bizi hayati hatalara düşmekten koruyan, zaman kaybetmemize engel olan, kendimize ve etrafımıza zarar vermememizi sağlayan büyük bir güçtür.

Doğruyu görebilmek için doğruyu hissedebilmek, doğruyu hissedebilmek için de doğru yaşamak gerekir.

19. Her saniyeniz amacınıza kilitlenmelidir.

Büyük başarılar her saniyeyi belirlenmiş amaçlar için yaşamakla elde edilebiliyor. Hayatınızın her saniyesi amacınıza uygun olmalı, onunla dopdolu olmalı.

20. Bütün bütün elde edilemeyen bütün bütün terk edilemez.

Elde ettiğiniz her parça bütünle bir irtibat sağlar. Ne kadar küçük olursa olsun elde edilen parça korunmalı, bütünün haşmetine bakılıp, küçük görülerek elden çıkarılmamalıdır.

Parçada görülen ısrar bir dinamit gibi patlayıp engelleri yok eder ve bütüne giden yollar açılıverir.

Olgun insan olmanın bütün gereklerini aynı anda bir arada yerine getirmeyenler bu bütünlüğe ulaşamaz. Emek ile elde ettiği aşamalardan geri çekilmemeli. Vardığı aşamada ısrar etmeli.

Bütünü elde etmek için başka yol yoktur. Zafer önce küçük mevzilerde kazanılır.

21. Atların önüne mücevher dökmeyin.

Bilginizi, yeteneğinizi, kültürünüzü kolay kazanmadınız. Bunları elde etmek için birçok sıkıntıya katlandınız. Şimdi bunları niçin yanlış adamların önüne dökeceksiniz? Çarçur etsinler, sizi çileden çıkarsınlar diye mi? Atların saman yediğini unutmayın. Onların önüne mücevher dökmekten daha şaşkınca bir hareket olabilir mi?

22. Tertemiz bir kalple yürüyünüz.

Karşılaşılan her tehlike ve zorlukla baş edebilmenin ilk şartı ona tebessümle bakmaktır. Kin kene gibi ruhun kanını emer. İnsanı alev alev, bir bir düşmanlık hissine kitler. Duyu organlarını hasis eder. Hata üzerine hata yaptırır.

Affetmek nefsin terbiyesi ve güçlü irade için verimli etkili bir eğitim yoludur.

Çabuk affeden birisi olursanız her zaman yanınızda birilerini bulabilirsiniz.

23. Sözünüzün eri olun.

Söz konusunda iki yol vardır. Birincisi olur olmaz söz vermemeliyiz. İkincisi söz verdikten sonra mutlaka sözümüzü tutmalıyız.

Sözünü tutmayan insanlar güvenirliklerini kaybederler. Sağlam dostluklar güvenilir insanlarla olur.

Söz verip yapmamak insanı basitleştirir. “Sözünün eri” gibi nitelendirilmek istiyorsanız mutlaka verdiğiniz sözleri yerine getirin.

24. Artık güzel bir sabır gerek.

Sabır zamanı lehimize çevirme sanatının adıdır. İnsanın kendisini en çok kontrol ettiği, dış etkilerden en çok koruduğu andır sabırlı olduğu an. Yani sabırlı olma hali tam bir bilgelik halidir.

Bir bela anında olan sabır, başarı karşısında da gerekir. Sabırlı insan kendisini sorgulayan, nerede hata yaptığını araştıran insandır.

Muhteşem zaferler, baş döndürücü başarılar, büyük belalar, küçük sıkıntılar mı? Ne olursa olsunlar gelip çattıkları zaman, artık güzel bir sabır gerek.

25. Kararlı olmanız hedefi yıldırır.

Karar vermek hedefi kuşatmak demektir. Hedefin karşısında büyümektir. Hedefi yıldırmaktır.

Başarınız kararlı olduğunuz ölçüde büyük olacaktır. Kendinizi hedefe kilitleyeceksiniz ve o kilidi açması muhtemel bütün anahtarları ortadan kaybedeceksiniz. Kararlılık diye işte buna denir.

26. İrademizin sırtında gidiyoruz.

İrade kuvvetlerimizi kontrol edebilme ve isteklerimiz doğrultusunda yöneltebilme gücüdür. Hepimiz irademizin sırtında gidiyoruz. O ne kadar güçlü olursa o kadar yol alırız.

27. Korkunuz korktuğunuza güç verir.

Korku insanın gücünü sıyırır, parçalar, dağıtır. Gücü böyle kullanılamaz bir hale gelmiş birisinin karşısında karşı kuvvetler defalarca katlanmış bir güce kavuşurlar. Bu nedenle korku karşı kuvvetlere fazladan bir güç vermektir. Korktuğunuz an korktuğunuz şey güçlenir. Hem de sizin gücünüzle.

28. Kuvvetlerinizi iyi komuta etmelisiniz.

İnsan karakterinin hem nedeni hem sonucudur. Doğuştan getirdiği özellikleri iyiye, güzele, yararlıya çeviren; çevresel etkileri bir bir eleyen ya da denetleyen insanlar, aklın, bilincin ve iradenin büyük komutanlarıdır.

Başarılı olma sırlarının başında işte bu komuta gücü gelir. Kuvvetleri oranında iyi bir komutan olan herkes büyük zaferler kazanır. Kötü komutan mevcut kuvvetlerini de kaybeder.

29. Samimi pişmanlık gelecekteki hataları da önler.

İnsanın kendisini geleceğin tehlikelerinden, kendi hata ve kusurlarından korunması mümkündür. Bunun yolu geçmişin hata ve kusurlarından büyük bir samimiyet içinde pişmanlık duymak ve tekrar hata ve kusura düşmemek için kesin karar vermektir.

30. Danışma, problem üzerindeki aydınlığın artırılmasıdır.

Her şeyi bilmeniz mümkün değildir. Daha önce binlerce kişinin gidip geldiği yollarda kaybolmak ahmaklık olur.

Başkalarının çabalarını, bilgilerini, tecrübelerini, fikirlerini, kendi çaba, bilgi, tecrübe ve fikirlerimize katma faaliyeti olan danışma yakın dostlarımızdan biri olarak yanımızdan hiç ayrılmamalıdır.

31. Anahtar aramak yerine anahtar olabilmelisiniz.

“İnsanlar genellikle geri dönecekleri zaman kendilerine lazım olacak kapıları elleriyle kapatırlar.”

32. Kendinizi ifade etmekten kaçınmayın.

“Şu olur, bu olur” diye kendinizi dar kalıpların, küçük dünyaların içine hapsetmeyin. Mümkün olan her zaman ve zeminde kendinizi ifade edin. Kendinizden haberler verin. Hele bir harekete geçin, olabileceklerle ondan sonra uğraşırsınız.

33. Zamanında yapılmayan iş yapılmamış iştir.

Her işi zamanında yapmak ayrı ve önemli bir sanattır. Çünkü zaman birçok şeyin değerini arttırırken, birçok şeyin değerini de azaltır.

Bu günün yapılması gereken işleri vardır. Bu işleri bu gün bitirmeliyiz. Bu gün yapılması gereken bir iş yarına bırakılırsa yarının bir işi ile birleşip iki iş olmaz. Belki beş belki on beş iş olur. Bu gün yapılması gerekirken yapılmayan bir iş yarını olduğu gibi tahrip edebilir. Yalnız yarını değil yarınları etkileyebilir.

Büyük amaçları olanlar; “bu günün işini yarına bırakmaz.”

34. Küçük ikazların büyük değeri vardır.

Hatalarımızı gösteren, eksiklerimizi tamamlayan, yanlışlarımızı düzelten insanlara kızmamalıyız. O insanlar sayesinde birçok yanlıştan kurtuluruz.

Yalnız insanlar değil, zaman zaman küçük aksilikler de ikaz ederler. Nasıl küçük ikazlar büyük felaketlerin önlenmesi için çok değerliyse, küçük aksiliklerinde ikaz değeri büyüktür.

35. İnsana yaklaşmak önemlidir.

İnsana doğru zamanda, doğru zeminde, doğru tavırla yaklaşmak, insanı tanımaktaki zorlukları ve tehlikeleri en aza indirir.

İnsanı tam tanıyamamamız bir eksiklik değildir ama ona yanlış yaklaşmamız hayati bir eksikliktir.

36. Küçük bir eylem çok sözün önünde gider.

Önemli olan eylemdir. Sonuç eylemle sağlanır. Toplumu şekillendirenler, önderlik yapanlar güç elde edenler eylem adamlarıdır.

Söz ve düşünce, eylemi hazırlamadığı, amaç edinmediği ve ertelediği sürece problemler problem olarak kalır.

37. İnanç kuvvetin ruhudur.

İnanç maddi ve manevi kuvvetin bir arada yoğunlaşmasını sağlar. İnanç yetersiz olduğunda, konsantrasyon yetersiz kalır. Karateci 20 kiremidi tuz buz edeceğine inanmadan darbesini indirdiği takdirde olan eline olacaktır.

Bir amaç peşindeki adamın yapacağı da budur. Bütün kuvvetleriyle seçtiği noktaya inançla yüklenecektir.

38. Güzel bakanlar güzel görürler.

Hayata güzel gözlerle bakanlar güzel şeyler görecektir. İyimserlik hoş görüyü, çalışma gücünü ve nezaketi de beraberinde getirir. İyimserlik baktıklarımızda olması gerekenleri onlara yakıştırmaktır.

39. İnsanlara anlayış derecelerine göre hitap edin.

İnsanların en haklı oldukları konularda bile haksız, en bilgili oldukları konularda bile bilgisiz bir hale düşmelerinin sebebi, muhataplarının dilini keşfetmeden sözü sürdürmeleridir.

Çoğu zaman basit bir şeyi anlamayan adam değil, basit bir şeyi anlatamayan aptaldır.

Sadi’ ye göre “Bir cahil ile yaka paça olursanız sizin alim olduğunuz biraz şüphelidir.”

40. Doğal olun.

Beğenilmek istediğini belli eden biri beğenilmez. Bu isteğinizi hissettirdiğiniz anda sözleriniz, tavırlarınız, bakışlarınız, gösteriye dönüşür.

41. Sırlarınızı ölünceye kadar saklayın.

Hiçbir insan sizinle aynı şartlar altında değildir. Her insan başka bir insandır. Geleceğin kimi neye yönelteceği, kimi hangi hale getireceği tahmin edilemez. Öyleyse dostlarınıza ve düşmanlarınıza karşı bir ihtiyat payı bir mecburiyettir. Ne sırrınızı başkasına verip özel olan şeyin özelliğini yitirin; ne de başkasının sırrını alıp ilerde ihanet etmekten kaçının.

Sizin için artık önemli görülmeyen sırlarınızın başkaları tarafından ne kadar önemli hale gelebileceğini tahmin edemezsiniz.

42. Sözleriniz insanlarda yaşar.

Hedefe yürüyen adam yoluna yeni engeller dikmemek, muhtaç olabileceği kapıları elleri ile kilitlememek ve hayatın sevgi dengesine çomak sokmamak için, hiç kimse hakkında onların hoşlanmayacakları şekilde, hoşlanmayacakları zamanda ve zeminde olumsuz sözcükler kullanmamalıyız.

En amansız düşmanlarınız gururlarını rencide ettiğiniz insanlardır.

43. Konuşmak ya da susmak işte bütün mesele bu.

“Savaşı da keser, barışı da keser denilen dilden bahsediyoruz. Şu bütün başını belaya sokan dilden.

Susmanın ve konuşmanın kesiştiği mayın dökülen hatlara düşüverdi mi yolunuz artık atacağınız her adım hayatınızı etkileyecektir.

44. Erdem sağ duyunun kontrolü altında olmalıdır.

Sahip olduğumuz erdem büyük ama ölçülü olmalı. Sağduyu erdem de kontrol altında tutmalıdır. Sağduyunun kontrolünden çıkmış erdem zaafa dönüşür.

Bir akrebi affeden, o akrebin bir başkasını sokmasına sebep olur. Tabi kendi kurtulmuşsa?

45. Kibir emeği kirletir.

Kibir insanın dehşetli bir unutkanlık halidir. Nereden gelip nereye gittiği unutmasıdır. İnsan tabi ki emeğinin onurunu koruyacaktır. Korumalıdır da. Fakat emeğin onuru kibirle korunmaz. Kibir emeği kirletir.

46. Küsmeyeceksiniz…

İnsanlar kinleriyle, küskünlükleriyle büyüyemezler. Bunları alt etmek için gösterecekleri çaba ile büyürler.

47. Portakalı övmek onu sevmeyenler içinde bir mecburiyettir.

Siz portakal olmaya bakın. Kendinizi övmeye gerek kalmayacaktır. Övülmeye değer olan övmesini bilendir. Kendi kendini övmeyendir.

48. Hayat unutmaz, hayat israf etmez.

Hayatın terazisinden kaçabilecek hiçbir iyilik ve kötülük yoktur. Birileri bilse de bilmese de sizin ağırlığınız bir artar bir azalır. Hayat terazisi her iyiliğinizi ve kötülüğünüzü tartabilecek, bir kenara yazabilecek hassasiyettedir.

49. Küçük şeyler büyük şeylerdir.

Nice şiiri yüzyıllar sürecek bir ömre kavuşturan şey, bazen bir virgül bazen bir sözcüktür. Virgülleri noktaları yanlış kullanılmış hayat yavan, renksiz, sevimsiz, uyumsuz, anlamsızdır.

50. İnsanlara istisna davranışta bulunmayın.

İnsanlar istisnalar karşısında istisna çözüm yolları takip ederek önemli kazançlar elde edebilir. İstisnalara karşı genel hükümleri uygulayanlar ise büyük zararlara uğrayabilirler. İstisnaların sınavı gerçekten çetindir. Her zaman karşılaştığınız insan her zaman ki gibi davranmıyorsa siz de her zaman ki gibi davranmamalısınız.

51. Her zaman daha iyisini yapmaya çalışın.

Daha iyisini yapabilmemiz için önce bir şeyler yapmanız gerekir. Daha iyisi bir önceki yaptığınızdan daha iyi olandır.

Hedef adamı mazereti olmayan adamdır.

52. Bilgi emeğin bilincidir.

Bilgi ve emekle pişirilmemiş bir yetenek kalıcı zaferler elde edemez.

Zira bilgi emeğin bilincidir. Bilinçsiz emek zaman ve güç kaybıdır.

53. Kullanılan bilgi yanına yeni bilgiler çeker.

Yeni bilgiler edinmek bilinen bilgilerin kullanılmasına bağlıdır. Bilinen bilgileri kullanmayan, o bilgilerin gösterdiği yolda hareket etmeyen birisinin yeni bilgiler edinmesi mümkün değildir. Uygulanan bilgi mıknatıs gibi yeni bilgiler çeker.

54. Unutmak bilincin afetidir.

Unutmak emeğimizin ve zihin gücümüzün bir ölçüde de olsa israf edilmesidir. Her şeyi hatırlamamız gerekmez. Bu zaten mümkün değildir. Fakat bize daima lazım olacak bir bilgiyi unutmamız gerçek bir afettir. Bilginin kullanılabilir durumda bekletilmesi onun unutulmaması ile mümkün olur. Kullanılması da hem genişletilmesini hem de unutulmamasını sağlar.

55. Başkalarının ayıpları ile beslenerek yaşama olanağı yoktur.

Ayıp peşinde koşmak, bulunan ayıpları ortaya dökmek bunu yapan için yeterli bir ayıptır. Kendisi için de başkaları mutlaka öyle davranacaktır.

Hedef adamı ruhunu canlı tutmak zorundadır. İnsanların ayıplarını ortaya döken kişinin ruhu canlı kalamaz. Başkalarının ayıpları ile beslenerek yaşama olanağı yoktur. Şeref sahibi her insan başkalarının ayıplarını görmekten üzüntü, bu ayıpları örtmekten; saklamaktan sevinç duyar.

56. Baldan tatlı olan öfkenin sonu zehirden acıdır.

Öfke neler olup biteceğini asla kestiremeyeceğiniz, neler olup bittiğini de asla hatırlayamayacağınız bir yolculuktur.

Böyle bir yolculuğa cüret etmeyiniz çünkü akıl işi değildir.

Evet, öfke gelir yüz sararır, öfke gider yüz kararır.

57. İyilikleri karşılıksız bırakmayın.

İyilik – yardım bahsinde bir şey olmamış gibi davranmak hiçbir şey olmamış gibi sonuç verir.

Hiç olmazsa candan bir teşekkürü, hak edenlere çok görmeyin.

58. Hareket düşünceden önemlidir.

Hedef adamı bir yere önce hareketleri sonra düşünceleri ile girmek gerektiğini çok iyi bilmelidir.

Düşüncenize karşı bir sempati oluşmasının ön şartı, hareketlerinizin iyi bire not almasıdır.

59. Güllerin yanındaki çalılar da gül kokar.

İyiliği iyilerden kötülüğü kötülerden öğreniriz. Şu “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” sözünü birde şöyle ifade etmekte fayda var. “Bana arkadaşını söyle sana ne olacağını söyleyeyim.”

60. Ölçülü olun.

İnsanın yapısı ölçünün de kendisidir. Ölçülü yaratılmış bir insan ölçülü yaratılmış dünyada yaşarken ölçülü olmak zorundadır.

61. Kişiliğinizin sınırlarını koruyun.

Size yapılmasını istemediğiniz hareketleri, söylenmesini istemediğiniz sözleri başkalarına yapmayın, söylemeyin.

62. Bir elma on kişide on elmadır.

Her şeyi bilmediğinizi kabul ettiğiniz, fikirlerinizi değiştirmeye hazır olduğunuz anda daha birçok şey öğreneceksiniz demektir.

63. Başarmak herkese karşı görevimizdir.

Ayakları olmayanlar için de yürüyeceksiniz. Görmeyen gözler için de göreceksiniz. Uykusunu yenemeyenler için de uyanık duracaksınız.

Bu bilinçte olan bir insan başarmak için gerekli şartları sağlıyor demektir.

64. Paranın kölesi değil efendisi olmalısınız.

İnsan, dünyada bir yolcudur ya da bir misafirdir. Dünyanın sahibi değildir. Burada geçici bir hayatı yaşamaktadır. Üstelik bu misafirlik oldukça kısadır.

65. Eliniz yetiyorsa sözünüzün kıymeti yoktur.

Bir yanlışa sözle müdahale etmeniz için gerçekten elle müdahale olanağınızın olmaması gerekir.

66. Merhamet edin ama merhamet beklemeyin.

Siz merhametli olun, merhamet edin fakat asla kimseden merhamet beklemeyin. Çünkü merhametsizler daha çok kendileriyle ilgilendikleri için onlara gerçekleri anlatabilmek daima zordur.

67. Mesleğinizin, meraklarınızın, amaçlarınızın büyüklerini tanıyın.

Hedefe yürürken bu dostların, büyüklerin maddi ve manevi yardımları yanınızda olabilir. Bu dostlarla ilişkilerinizi geliştirmek bu dostluklara bir derinlik kazandırmak sizin için insani bir görev ve akılcı bir harekettir.

68. Zamana saygılı olun.

Zamanı iyi kullanmanın zamanın gücünden yararlanmanın ilk şartı güne erken başlamaktır. Zamanı yanınıza çekebilmek için onu ciddiye aldığınızı göstermelisiniz.

69. Başarısızlıklar başarının öğretmenidir.

Amacımıza yürürken hem başarısızlıklarımızı hem başarılarımızı sükunetle karşılayabilmeliyiz. Her yeni hamlede ona çok ihtiyacımız vardır. Başarısızlık denen öğretmene asi olmayın.